DEPREMİNİ BEKLEYEN İSTANBUL’DA TEHLİKE SÜRÜYOR, RİSKLER ARTIYOR!

    

DEPREMİNİ BEKLEYEN İSTANBUL’DA TEHLİKE SÜRÜYOR, RİSKLER ARTIYOR!

1999 Gölcük Depremi’nin 26. Yılı

Kocaeli çevresinde ve İstanbul Avcılar’da yıkıcı etkileri hissedilen, 18 binden fazla canımızı kaybettiğimiz, 50 bine yakın insanımızın yaralı olarak kurtarılabildiği; yüzbinlerce ev ve işyerinin çeşitli düzeylerde hasar aldığı, bir kısmının kullanılamaz hale geldiği 1999 Gölcük Depremi’nin üzerinden tam 26 yıl geçti. Hayatını kaybeden yurttaşlarımızı saygıyla anıyor, geride kalan yakınlarının acılarını paylaşıyoruz.

1999 Gölcük Depremi’nden sonra yaşanan acılardan büyük dersler çıkarılması gerektiği, tekrarının yaşanmamasının önemi en yetkili kişiler tarafından defalarca vurgulandı. Ülke olarak depreme ve diğer afetlere hazırlanmak amacıyla; afet yönetimi, risk azaltma, acil müdahale, yapı denetimi, tasarım esasları, malzeme standartları, deprem mastır planları, yapı stoku envanteri, zemin etütleri ve mikro bölgeleme gibi mühendislik, mimarlık ve şehir planlama meslek alanlarımızın tasarım, uygulama ve denetim süreçlerine ilişkin pek çok başlıkta çalışmalar yürütüldü. Bu doğrultuda yeni kurumlar kuruldu, mevcut kurumlarda yeni yapılar ve birimler oluşturuldu; yeni araştırmalar yapıldı, bilimsel toplantılar düzenlendi; yeni yasa ve yönetmelikler çıkarıldı, uygulandı ve uygulanmaya devam ediliyor.

Ne acıdır ki tüm bu hazırlık çalışmalarına ve arada Bolu, Elâzığ, İzmir gibi şehirlerimizi etkileyen pek çok yıkıcı deprem deneyimine rağmen, neredeyse çeyrek asır sonra 2023 Kahramanmaraş Depremlerini yaşadık ve geçen zaman içinde ancak bir arpa boyu yol alabilmiş olduğumuzu yine büyük acılarla fark ettik. Deprem sonrası acil müdahalede ve yaraların sarılmasında görülen aksaklıkların yanı sıra, özellikle deprem öncesi hazırlıklardaki eksik ve yanlışların afetin yıkıcı etkileri üzerinde bir çarpan etkisi yarattığına hep birlikte tanık olduk. Planlama ve şehircilik ilkelerine aykırı yapılaşma kararları, yanlış arazi seçimleri, eksik etütler ile yapı üretiminde tasarım–uygulama–denetim süreçlerinde giderilemeyen aksaklıklar; Kahramanmaraş merkezli deprem bölgesinde 1999 Gölcük Depremi’nin yol açtığı yıkımın katbekat fazlasını yaşatmıştır. Türkiye topraklarının pek çok bölgesi çeşitli düzeylerde deprem tehlikesi altındadır; tarihte büyük depremler görmüş bazı şehirlerimizde yeni depremler beklenmektedir. Bu bölgelerden biri de Marmara Bölgesi, özellikle İstanbul ve çevresidir.

İstanbul Depremini Bekliyor

Kuzey Anadolu Fayı’nın Marmara Denizi içindeki parçalarının kırılmasının, İstanbul için büyük depremler yaratabileceği uzun süredir biliniyor. Bu konuda pek çok araştırma ve toplantı yapıldı; planlar ve projeler hazırlandı. Tüm bu hazırlıklara rağmen 26 Eylül 2019’daki 5,8 büyüklüğündeki İstanbul Depremi ve 23 Nisan 2025’teki 6,1 büyüklüğündeki İstanbul Depremi’nin yarattığı izlenimler, kentin deprem tehlikesi ve riskler bakımından hangi noktada olduğunu gündemde tutmaya devam etti; son olarak geçtiğimiz hafta yaşadığımız 10 Ağustos 2025 Balıkesir Depremi bu gerçeği yeniden hatırlattı.

İstanbul, Türkiye’nin deprem beklenen tek şehri değildir; ancak en büyük şehir olarak ülke nüfusunun, üretim ve hizmet sektörlerinin ve dolayısıyla ekonomik–ticari faaliyetin önemli bir kısmına ev sahipliği yapan; tarihsel ve kültürel mirası zengin bir metropoldür. Bu nedenle yaşayacağı olası bir deprem, çevresini ve ülkemizin diğer bölgelerini en çok etkileyen olay olacaktır. İstanbul’un özgün koşulları ve sorunları; depreme hazırlık, müdahale ve yaraların sarılması süreçleri açısından özel bir önemle ele alınmalıdır.

İmar Affı Uygulamaları ve Beklentileri Son Bulmuyor

Aflar, denetimsiz ve zayıf yapıların varlığını sürdürmesine yol açarak can kaybı riskini büyütüyor; af beklentisi de kurallara uyumu düşürüyor. Aflar tamamen bitirilmeli; zorunlu bina taramaları, herkese açık risk envanteri ve gelire göre uyarlanmış güçlendirme/dönüşüm destek kredileri uygulanmalıdır.

Yerel Yönetimlere Merkezi İdari Müdahale ve Soruşturmalar

Belediye başkanları, bürokratlar ve teknik personel üzerindeki soruşturma ve tutuklu yargılama baskısı, hazırlık projelerinde sürekliliği kırıyor ve karar alma cesaretini azaltıyor. Afetle ilgili yatırımlarda yetki ve imza süreçlerine hukuki güvence getirilmeli; kayyum yerine sınırlı ve şeffaf denetim tercih edilmeli, davalar hızlı ve adil biçimde sonuçlandırılmalıdır.

Acil Toplanma ve Geçici Barınma Alanları Yetersiz

Altyapısı hazır açık alanların azlığı, ilk 72 saatte barınma, su ve hijyen sorunlarını büyütüyor. Kent genelinde yürüyerek kısa sürede erişim hedefi konulmalı; bu alanlar imarla azaltılamayacak şekilde korunup su, elektrik, atık, yönlendirme ve işletme ekipleriyle önceden hazırlanmalıdır.

Afet Ulaşım Ağı Yetersiz

Köprüler, viyadükler ve dar boğazlar eşzamanlı hasarla kolayca kilitleniyor; arama-kurtarma ve ikmal aksıyor. Öncelikli ulaşım güzergâhları, ters şerit ve enkaz kaldırma planları netleştirilmeli; deniz ve raylı sistemin afet sırasında öncelikli çalışmasına ilişkin düzen kurularak kritik kavşak ve köprüler güçlendirilmelidir.

İletişim Ağı Yetersiz

Kısa süreli enerji yedeği ve aşırı yüklenme nedeniyle haberleşme hızla çökebiliyor. Operatörler arası otomatik geçiş, mahalle ölçekli telsiz/yerel ağlar ve uydu yedekleri kurulmalı; baz istasyonlarının jeneratör ve akü kapasiteleri artırılmalı, tek ve denemesi yapılmış bir acil bilgilendirme yöntemi uygulanmalıdır.

Yapıların Yıkım ve Yenilenmesi Bir Plana Dayanmıyor

Parsel parsel yürüyen dönüşüm riski azaltmak yerine başka yere taşıyor ve altyapı uyumsuzluğu doğuruyor. Ayrıntılı yerel zemin verilerine dayalı etaplama yapılmalı; okul, hastane, kamu binaları ve çok katlı zayıf stok öne alınmalı; kira-taşınma desteği, yerinde güçlendirme ve altyapı eşgüdümü tek programda birleştirilmelidir.

Su Varlıkları Korunamıyor, Doğru Yönetilemiyor

İsale hatları ve arıtma tesislerinin hasarı uzun kesintiler ve kirlenme riski yaratıyor. Esnek boru sistemleri ve halkalı şebeke kurulmalı; bölgesel depolama, acil kuyular ve seyyar arıtma çözümleri önceden yerleştirilmeli; mahalle bazında acil su noktaları belirlenip duyurulmalıdır.

Lojistik İmkânları Doğru Değerlendirilmiyor

Limanlar, demiryolu sahaları ve geniş kamu arazileri afet lojistiğine yeterince bağlanmadığı için yardım akışı yavaşlıyor. Stratejik alanlara kalıcı depolama-dağıtım altyapısı verilerek afet lojistik üssü rolü tanımlanmalı; düzenli çok kurumlu tatbikatlar zorunlu kılınmalıdır.

Tarihsel ve Kültürel Miras Yapıları

Anıtsal yapılar ve dar sokaklı tarihî dokuların hasarı geçişleri kapatıp yangın ve ikincil çökme riskini artırır; kültürel kayıplar toplumsal morali zedeler. Ayrıntılı envanter ve öncelik listesi çıkarılmalı; yapılar güçlendirilmeli, düşebilir parçalar sabitlenmeli, çevrede güvenli kaçış koridorları ve yangın altyapısı planlanmalı; müze ve arşivler için dijital yedek ve tahliye planları hazır olmalıdır.

Gündemden Düşmeyen Kanal İstanbul Projesi

Güzergâhın zemin sorunları ve köprü bağımlılığı yeni kırılganlıklar üretirken finansal ve kurumsal kapasiteyi risk azaltmadan uzaklaştırıyor. Proje durdurulmalı, durdurulduğu ve bundan sonra bir vaat olarak tekrar gündeme getirilmeyeceği, siyasete alet edilmeyeceği topluma açıkça ilan edilmelidir.

Atatürk Havalimanı’nın Kapatılması

Kapanış, hava yoluyla yapılacak tahliye ve ikmal seçeneklerini azaltmıştır. Alan, afet dönemlerinde kullanılmak üzere hava ve yer lojistiği merkezi olarak korunmalı; pist, apron, yakıt ve erişim altyapısı işler tutulup düzenli tatbikat yapılmalıdır.

Haydarpaşa ve Sirkeci Garlarının Turistik Amaçlarla Dönüştürülmesi

Turistik kullanım, raylı yük esnekliğini ve kıyıdaki geniş toplanma-dağıtım alanlarını daraltacaktır. Haydarpaşa ve Sirkeci Garları yaşayan endüstriyel miras olarak geliştirilerek faaliyetine devam etmeli, afet sırasında kullanılacak işletme düzeni, manevra hatları ve açık alanların korunması hukuken güvenceye alınmalı; deniz-raylı bağlantısı sürdürülmelidir.

Sazlıdere Barajının Devre Dışı Bırakılması ve Çevresini Yapılaşmaya Açılması

Rezervin devre dışı kalması su arzındaki yedeği azaltarak deprem sonrası kesintileri uzatabilir. Alüvyon ve dolgu zeminlerde sıvılaşma, kıyıda taşkın ve yerel dalga etkisi yoğun yerleşimle birlikte büyük hasarlara yol açabilir. Barajın işlevi sürdürülmeli, yapılaşma durdurulmalıdır.

Finansman ve Kaynak Kullanımı

Deprem riskini azaltmaya yönelik çalışmalar için kamu kaynaklarının şeffaf ve öncelikli biçimde kullanılması zorunludur. Afet bütçeleri, rant ve gösteriş projelerine değil doğrudan risk azaltma, güçlendirme ve toplumsal dayanıklılığı artıracak programlara yönlendirilmelidir.

Eğitim ve Toplumsal Bilinçlendirme

Afetlere hazırlık yalnızca teknik önlemlerle sınırlı değildir. Okullarda afet bilinci eğitimi yaygınlaştırılmalı, mahalle ölçekli tatbikatlar düzenlenmeli, afet gönüllülüğü kurumsallaştırılmalıdır. Toplumun her kesimi deprem öncesi, sırası ve sonrasında ne yapacağını bilmelidir.

Sanayi Tesisleri ve Endüstriyel Riskler

Marmara Bölgesi’nde yoğunlaşan sanayi tesislerinin depremde yaratacağı yangın, patlama ve kimyasal sızıntı riskleri büyük bir tehlike barındırmaktadır. Bu tesisler için özel afet planları hazırlanmalı; üretim süreçlerinde risk azaltıcı teknik önlemler alınmalıdır.

Sağlık ve Sosyal Hizmet Altyapısı

Hastaneler, sağlık ocakları, bakım evleri, kreşler ve sosyal hizmet tesisleri öncelikli olarak güçlendirilmeli; afet anında kesintisiz hizmet verecek şekilde yedek enerji, su ve lojistik altyapıları sağlanmalıdır.

Afet Yönetiminde Kurumlar Arası Koordinasyon

AFAD, belediyeler, üniversiteler, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları arasında eşgüdüm net biçimde sağlanmalı; iş bölümü ve sorumluluklar önceden tanımlanmalıdır. Bu kurumların düzenli ortak tatbikatlar yapması zorunlu olmalıdır.

Engelli, Yaşlı ve Kırılgan Grupların Korunması

Afet planlarında engelliler, yaşlılar, çocuklar ve göçmenler gibi kırılgan grupların özel ihtiyaçları göz önüne alınmalıdır. Toplanma ve barınma alanlarının erişilebilirliği, sağlık hizmetlerine hızlı erişim ve destek mekanizmaları güvenceye alınmalıdır.

Afet Sonrası Ekolojik Riskler

Deprem enkazlarının doğaya kontrolsüz bırakılması, su kirliliği, orman yangını riski ve toprak bozulmaları gibi ekolojik tehditlere karşı plan yapılmalıdır. Atık yönetimi, çevre koruma ve ekolojik dengeyi gözeten politikalar afet planlarının ayrılmaz parçası olmalıdır.

İlk aklımıza gelen bu başlıklar çoğaltılabilir, genişletilebilir fakat yok sayılamaz veya önemsizleştirilemez. Merkezi ve yerel yönetimler deprem karşı hazırlık çalışmalarında üniversitelerin, kamu kurumlarının, meslek odalarının, uzmanlık kuruluşlarının ve toplum temsilcilerinin aktif katılımıyla iş birliği ve koordinasyon sağlayarak hareket etmelidir.

Kararlar olabildiğince ortak kaygılar, kanaatler ve uzlaşma esasına göre alınıp uygulanmalıdır. Planlar, programlar ve projeler güncel ve doğru verilere dayandırılmalı, aralarındaki hiyerarşi ilişkileri ve bağlar doğru kurulmalıdır. Tüm bu süreçlerde toplumsal katılımın sağlanmasına, şeffaflığa ve sağlıklı bilgi paylaşımına özel önem verilmelidir. Bu kapsamda yürütülen çalışmaların çoğunda dikkatimizi çeken eksikliklerden, süreçlerin iyileştirilmesinin önündeki zorluklardan biri de özelikle teknik konularda kuralsızlık, denetimsizlik, sorumsuzluk, cezasızlık zincirinin kırılamamasıdır.

Özü itibarıyla kamusal hizmetler olan mühendislik, mimarlık ve şehir planlama hizmetlerinin konusunda eğitimli ve deneyimli yeterli sayıda teknik kadro tarafından gerçekleştirilmesinin sağlanması gerekir. Özellikle denetim yükümlülüğü taşıyan kamu kurumlarında ve yerel yönetimlerde teknik personel istihdamı artırılmalıdır. Denetim süreçlerinin iyileştirilmesi sistemin iyileştirilmesini sondan başa doğru zorlayan, bilime ve tekniğe uygun mühendislik, mimarlık ve planlama anlayışının yerleşmesinde, yaygınlaşmasında rol oynayacaktır.

Biz mühendis, mimar ve şehir plancıları olarak İstanbul için yürütülen tüm çalışmaların takipçisi olacağız. Kamu yararı ve toplumsal fayda ilkemiz doğrultusunda mesleki uzmanlık alanlarımızla ilgili konularda bağımsız çalışmalarımızı sürdürmeye, ortak çalışmalara katkı sunmaya, yetkili kurum ve kişileri uyarmaya, toplumu bilgilendirmeye devam edeceğiz.   

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği İstanbul İl Koordinasyon Kurulu